{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

Makbuz-u Nefs,Ağır Bir Hikaye

Gönderen ali ikizkaya 5.09.2009 Circa


O bilmez idi, ne yol ne de iz.
İçindeki koca bir deniz.
Kendisi de habersiz.
Öyle usul, öyle sessiz.

Yoktu ikilik, sadece gayreti biz.

Bedeni, can-(an) ı na mezar
Teni, ruh kuşuna kafes.
Bir ses, bir nefes.
Gayrisi, şu dünya hep nefs.


Meselesi bakmaktan ziyade, görmekti. Ölmeden önce ölmeye gayret ediyordu ki azab içindeki ruhu, azad olsun kabir olan teninden. Aynı, Bursa'daki Mevlevi tekkesinin arka bahçesinde sırlanmış ve taşında "Edvar-ı Musikinin Dana-i Serbülend-i. Ahmet Necib Efendi" yazan büyükbabasının niyazı gibi. Hep muhabbet, hep yarenlikti isteği. Paylaşmaktı her şeyi, yarin yanağından azade. Olanı kadar. Bir ses, bir nefes. Olmasındı nefs.
O yüzden emanetçilik ederdi, Anadolu'daki eski bir tren garında. Tüm emanetçiler gibi gözden ırak, sakin bir köşedeydi işyeri. Her şey yavaş hareket eder, zaman usul akardı onun dükkanında. Makbuzu al, kutuyu aç, emaneti ver den gayri bir şey değildi nafaka için çabası.
Bir gün sabaha karşı bir rüya gördü..

Ustası kendisini, bedestendeki dükkanlarından çarşı dışında saatçilik eden Asil Çelik ustaya gönderiyordu. Tamirde olan köstekli saatini almaya. Bedesten den çıkarken arkasına peşmurde kılıklı adamlar takılınca, korkmuştu. Hızlı hızlı yürüyordu onlardan kurtulmak için. Saatçi ustasının dükkanını bulduğunda hava iyice kararmıştı. Dükkanın ön camında Asil Çelik ustanın karaltısı vardı. Sevindi, adamlardan dükkana girince kurtulacağı için. Biraz daha hızlandı. Adamlar hala peşindeydi. Ter içinde saatçinin kapısını açıp içeri girdi. Kapıyı kapayıp gözlerini yumdu ki bir derin ferahlasın, soluklansın. Nefesini salıp boşluğa, açtı gözlerini "Asil Usta !" diyerek..
Gözlerine inanamadı. Dükkan bomboştu. Ne saat ustası, ne de dükkanda her hangi bir eşya vardı. Yere kaydı gözleri. Yer kaplamasına dair, hiç bir şey yoktu. Ahşapların tamamı eksikti ve derin bir uçurum gözüküyordu dükkanın tabanında.. Düşmemek için yükseklerden aşağı, zor zahmet tutundu dükkan kapısına..

"Usta! Eksik ama Eksik" diye, bağırarak uyandı rüyasından. Kan, ter içersindeydi ve korkmuştu gördüklerinden. "TEK dir Allah" dedi, yüzünü sıvazlayarak. Kalktı, yıka
dı yüzünü. Geçti yazı masasının başına. Bir cigara sarıp harfleri saydı, eb-ced ile hesab etti. Kalemi yerine koyarken, "Tamam, bildim, vakt-ü saat tamamdır" dedi.
Giyinip, sokağa çıktı. Yolunun üzerindeki fırından iki tane simit aldı. Gar'ın sol köşesindeki Gülsüm'ün çayevinden, bir büyük çay istedi. Besmele ile açtı kapıyı ve sağ adımını attı dükkandan içeri, yıllardır adet ettiği gibi. Anahtarlarını, masanın üzerine bır
akırken çaycının çırağı siparişini getirip bıraktı. Bardağın içine şekerleri bırakırken gözleri güldü. Son simidin, son yarısını da ağzına götürüyorken kapının açıldığını anladı çıngırak sesinden. Son simid parçasına takılı kalan gözlerinin, içinde olduğu kafasını kaldırmadı, içeriye girene bakmak için. Gelen adam, cebinden çıkardığı makbuzu masanın üzerine bıraktı. Kağıt parçası görüş alanındaydı. Göz ucuyla baktığı yazıyı, tanıdı.. bildi .. Teslim alacak olan hanesinde "Asil Çelik" yazıyordu. Kimlik sormaya gerek duymadı. Yerinden kalkıp, adama son kutudakini teslim etti. Konuşmadılar. Son emaneti de vermişti, borcundan kurtulanın hafifliğiyle. Akşama kadar ne kimse geldi ne de kendisi o makbuzdan gözlerini ayırdı. Yağmurun arka pencereye vuruşuyla birden kalktı. Uzanıp paltosunu aldı. Kapıyı kilitlemeden çekti. Kapının çıngırağı yine kapının arkasında bir kez daha şıngırdadı. Gişeden ikinci sınıf bir bilet aldı. Ve son trenle bir daha dönmemek üzere geceye karışıp gitti ..
Geride, masanın üstünde; bir yarım simit, bir çağ bardağının dibinde azıcık çay vardı. Yarım simi
tin yanında duran makbuzun, alt tarafında ise
"Bu da Geçer Ya Hu !" yazıyordu.


Görsel: Serkan Ilmis

edit post

1 Yorum Yapılmış Makbuz-u Nefs,Ağır Bir Hikaye için

  1. deep Fikir Edip Aynen Şöyle Demiş: 9 Ocak 2010 01:19 tarihinde.
  2. "Bu da Geçer Ya Hu !"
    Herşey geçiyor..çok anlamlı çok içe işleyen bir paylaşım..Sonsuz şükran ve sevgiler..

     

Yorum Gönder

© Minima Template Adapted by Petit Prince For Fountain Pen Blog