{ margin-top:0px; position: relative; top: -50px; }
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

Sağnak Töfte Yağışlı Tornet

Gönderen ali ikizkaya 28.08.2009 Circa

Kara bulutlar geldi ve gitmek bilmiyordu. Eş dost ziyaretlerinden anladık ki..., canlar burada okuduklarından ve bizdeki kömür karası iç hallerinden pek de hoşnut değillerdi. Öyleki Can Dostumuz Sufi Can uğramaz olmuştu. Hem bizim üstümüzdeki kara bulutlara üf üf demek hem de Sufi Can ın, bizler için yaptığı gibi birlikte neşelenmek ve eski günleri yad etmek istedik. Can dostlarımızın pek sevdiği hikaye anlatıcılığına soyunduk tekrar ki her taraf kahkaha olsun neşe etrafa yayılsın ...
Bizim bebelik zamanlarımızda oyuncak adına pek bir şey yoktu. Eni konu, olup olacağı, Eyüp Sultan daki dükkanlarda sıra sıra asılı olanlar. O yıllarda İstanbulda ki bebeyle Anadoluda ki çocuklar arasında oynanan oyunlar ve oyuncaklar arasında çok büyük uçurumlar yoktu. Limon kasalarından kılıç, Kristal zeytinyağı tenekelerinden yelkenli, makara ve telden araba yapardık. Bir de bilya yada rulmandan yapılan ilkel tornet türevi ahşap arabalar vardı. Bu ahşap tornetlerin yada arabaların üstüne bir de patlıcan kasası oturttun mu, oluyordu sana kamyonet. Ordan oraya yük taşı dur. Hali vakti yerinde olmayan arkadaşlarımızla bunları kullanarak pazara limon satmaya gitmişliğimiz, yaz tatillerinde hayatı öğrenelim diye su satmışlığımız vardır. Yokluk yılları. Para olsada, bulunmuyor. Hele bu tamirci ve tornacılardan çıkma yada yarı arızalı rulmanları bulabilmek ciddi bir imtiyaz. İmkansıza yakın bir şey, rulmanları temin etmek. Rulmanlar temin edildimi; eski tahtalardan imece usulü yapılırdı tornet, çocukluk arkadaşlarıyla. Bir kaç tane eski çivi, biraz eski tahta ve kaldırım taşı kullanılarak yarım günlük çabayla mucize araba hazır. Ver elini yokuş aşağı sürat denemeleri. İstanbul yedi tepe her yer yokuş. Keyifsiz tarafı yokuş yukarı çıkış tabii. Fakat bu ilkel oyuncağın taban tahtası iki bebenin poposu uzunluğunda oluyor. Önde oturan bebe hem dümenci, hem de arabanın sahibi. İmtiyazlı velet...
Arkada oturanda en kadim arkadaşı. O da başka bir imtiyaz. Arabası olmayan bebeler, arabanın sahibi olan çocuğa dalgın ve yalvarır gözlerle bakıyorlar, bir turda kendileri binebilmek için. Fakat hey keyfin bir mihneti, bir cefası olacak ya. Arabanın sahibi bebe yokuş yukarı kendi bedenini taşırken, arkada oturan da beygir gibi arabayı da çekiyor yokuşun başına kadar. Yokuş başında araç sahibi bebe ön tarafa oturup, ayaklarını, ön iki rulmanın takılı olduğu aks benzeri tahtaya dayıyor. Alıyor eline, bu tahtaya bağlı ipler
i. "Tamam" diyor, arkaya atlayacak bebeye. Arkaya binecek bebe de başlıyor öndeki bebenin sırtından itekleyerek hız kazandırmaya, rulmanlı arabaya. Yokuş aşşağı sallanacağı zamanda atlıyor arkaya. Eh ondan sonra.. Allahın selameti üstlerine olsun. Fren yok, zira. Yaradanım onlara ne hız verdiyse. Şen şakrak. Kahkahalar arş-ı ala da. Toz toprak. Surat kir içinde. Düşe kalka caddeye kadar sürat yapılıyor. Caddeden zaten günde ya iki bilemediniz üç araba geçiyor. Sabahtan akşama aynı terane. Kay aşağı, çık yukarı. Ne gamm ne kasavet. Tüm yaşam sevinciniz dört bilyalı tahta bir araba. Ama kendi ellerinizle yapmışınız.
Ahşaptan, b
ildiğiniz tahta evlerde oturuluyor o yıllarda. Rüzgar esdi miy di, bir taraftan girip arka taraftan çıkıyor. Ama herkesler mutlu. Akşam oldumuydu, annem çıkıyor mahalle çeşmesinin yanına bağırıyor;
-Aliiii.... Aliiiii !!(ne gür,ne ihtişamlı bir ses. Yedi mahalle Destur da)
Arabayı kapıp hemen annenin yanına gitmek, sokaktan ayrılmak ne zor. Ama gitmezsen, cennetten çıkma bekliyor adamı.
Annem soruyor;
-Ne bu halin ?
-Ne var ki ?
-Suratını köpek yalasa doyar, kirloş oğlum.. diyor annem.
Annem, iri kemikli güçlü, kuvvetli bir kadın. Bilyalı arabayı kırsa, kırar. Ama kırmıyor. Çünkü rulmanları babam getirmiş. Babamla, al takke ver külah olmak istemiyor. Öyleyse ne olacak ?. İçindeki tüm gergin naneler benden tahsil edilecek. Şöyle, kulaktan bir tutulup yanına çekiliyorum. Bakıyor dik dik gözlerimin içine. Allah! Allah!. Gözlerde cehennem kazanları kaynıyor. Sonraaa... Mevsim yaz
sa, annem beni soğan gibi soyarak sokuyor, çeşmenin altınaaa. Tam bir rezillik!. Nasıl bir utanma bende?. Ne var, ne yok ortada. Yalağın içindeyim. Yer yarılsa da içine girsem. Ben biliyorum tabii. Annem; bunu rezil olayım, karizmam çizilsin, itibarım beş paralık olsun, sokağa çıkamıyayım diye yapıyor. Mesele, emre itaatsizlik. Otoriteyi hiçe saymışız. Denilen zamanda eve gelmemişiz. Gelmez misin ?. Al sana!. Öyle olmaz böyle olur!. Bu sokak ortası ceza faslını, mahalledeki kızlar da izliyor ve sonra alay ediyorlar "Alii yi annesi yıkıyooo.. Auvvvvv" diyerek.
Bizimkisi, yokluğun ve çocukluğun tetiklediği bir üretim arzusu ve ellerimizi kullanarak hayallerimizi gerçekleştirme neşesinin her yerimize sindiği yıllar olarak geçti. Zaten hiç çıkmadı da içimizden. Hala Zihni Sinir bir meslekle uğraşıp üretmeye gayret içindeyiz. İçimizdeki çocuk şen ve mutlu olsun, ölmesin, hep yaşam sevinciyle kafasını ça
lıştırsın azmindeyiz. Ruhumuzun çocuğu o yıllarda hep yokluk çekmiş ya, seviyoruz tahta oyuncakları, uçakları, çizgi filimleri, animasyonları. Bir de baktık ki adam olacağız derken yaşlı bir çocuk olmuşuz. Bu sanal alemde gezerken çocukluktan sebep aşağıdaki gözümüze takıldı .Tek başına boğazımdan geçmedi. Biz inanırız ki; alındıkça değil verildikçe, paylaşıldıkça artar. Çoğalır...

Hayal etmekden vaz geçmemiş ve bunları gerçekleştirmeye çalışan bir mucit. Animasyon Columbia ve Sony işbirliği ile hazırlanmış ve 2009-2010 sonbaharında vizyona girecek. Şiddet ve dehşet içermiyor. Gökten yağan pizzalar, köfteler, kekler, çörekler. Yaratıcılık ve hayal etmek üzerine kurulmuş herşey. Ve iştah açıcı üstelik. Fakat ne yazık, arkamızdan hiç ayrılmayan Sam Amca nın hayat tarzını burnumuza dayasa da kendimizinkini üretene kadar, çare yok seyredeceğiz.
Not: Cola(Koka Suyu) ve PopCorn(Patlamiş Misir) girişte var mış. Ama ücretliy miş. Fiatlar üstünde yazıyor muş. Paralar kumbaraya atılacak mış. Atmayanları çıkışta Annem bekliyoo olacak mış. Benden söylemesi... Çeeşşmee.. Çeeşşmee...


edit post

0 Yorum Yapılmış Sağnak Töfte Yağışlı Tornet İçin

Yorum Gönder

© Minima Template Adapted by Petit Prince For Fountain Pen Blog